Blog 04 February 2026

TEST ETMEDEN OLMAZ

TEST ETMEDEN OLMAZ
Bir ürünün “çalışıyor” olması yetmez; doğru çalışması, yan etkisiz güncellenebilmesi, hızlı geri bildirim vermesi ve üretimde sürpriz çıkarmaması gerekir. Yazılım Test Mühendisliği (bugün sıkça “QA Engineer / Quality Engineer” diye de geçer) tam olarak bu güveni inşa eder: Ürünü yalnızca “hata avlamak” için değil, kaliteyi sistematik olarak üretmek için test eder, ölçer ve iyileştirir.
Yazılım Test Mühendisliği işi ne yapar?

Günlük hayatta test mühendisi şunları yapar:

Gereksinimi okur ve test edilebilir hale getirir: “Ne bekliyoruz?” sorusunu netleştirir (kabul kriterleri, edge-case’ler, negatif senaryolar).

Test stratejisi kurar: Hangi katmanda neyi test edeceğiz? (Unit / API / UI / E2E / performans / güvenlik / keşif testi)

Test senaryoları tasarlar: Risk temelli yaklaşır; en kritik akışları önce güvenceye alır.

Otomasyon geliştirir ve bakımını yönetir: Sürdürülebilir, okunabilir test kodu + raporlama + CI/CD entegrasyonu.

Hata yönetimi yapar: Hatanın yeniden üretimi, log/kanıt, kök neden analizi, regresyon kapsamı.

Kalite metriklerini takip eder: Test kapsama mantığı, flakiness, MTTR, kaçan hata oranı, release güveni.

Ekip içi kalite kültürü oluşturur: “Test sadece QA’nın işi değil” yaklaşımını süreçlere yerleştirir.

Bu yüzden modern QA rolü, sadece “test case yazan kişi” değil; ürün + mühendislik + süreç kesişiminde duran bir kalite lideridir.

Bu işin gereklilikleri (teknik + zihniyet)
1) Zorunlu temel yetkinlikler

Analitik düşünme & sistem yaklaşımı: Bir akışın nerede kırılacağını sezmek.

Gereksinim okuma / yazma: Net kabul kriterleri, “test edilebilir” gereksinim.

Test tasarım teknikleri: Eşdeğer sınıflar, sınır değer, karar tablosu, durum geçişi vb.

Hata raporlama kalitesi: Kanıt, adım adım reprodüksiyon, beklenen–gerçekleşen davranış.

2) Teknik yetkinlikler (işe göre değişir ama çok değerli)

API testleri: Postman/REST-assured, contract test mantığı.

SQL & veri okuryazarlığı: Doğrulama sorguları, test verisi yönetimi.

CI/CD: Pipeline’da test çalıştırma, raporlama, paralel koşum.

En az bir dil: Java / TypeScript / Python (sen zaten Java tarafında güçlüsün).

Otomasyon mimarisi: Page Object / Screenplay / fixture’lar / test verisi stratejisi.

Peki “Selenium mı Playwright mı?” Dünyada güncel kullanım oranları ne diyor?

“Kullanım oranı” tek bir kaynaktan %100 doğru ölçülen bir metrik değil; genelde anketler ve ekosistem verileri ile konuşulur. Bu yüzden en sağlıklı yaklaşım: aynı anda birkaç farklı lens ile bakmak.

Lens A — JavaScript ekosistemi (State of JS 2024)

State of JS 2024’te “profesyonel bağlamda hangi test araçlarını kullanıyorsun?” sorusunda:

Playwright: 3.674

Selenium: 1.130

Toplam yanıtlayan (bu soruda): 11.667

Bu sayılardan yaklaşık oranı hesaplayınca:

Playwright ≈ %31,5 (3674 / 11667)

Selenium ≈ %9,7 (1130 / 11667)

Yorum: Bu veri özellikle JS topluluğu için güçlü bir sinyal veriyor: Playwright, modern JS dünyasında “işte kullanılan” araçlar arasında Selenium’un önünde konumlanmış durumda.

Lens B — Sektör anketleri / topluluk verisi (TestGuild örneği)

TestGuild’in 2026 trend yazısında paylaştığı kendi verisinde (n=121):

Playwright kullanıcı sayısı: 71

Selenium kullanıcı sayısı: 50

Bu örneklem küçük olsa da “hareket yönünü” gösteriyor: toplulukta Playwright tarafı öne çıkıyor.

Lens C — Endüstri karşılaştırma ve konumlandırma (Selenium vs Playwright)

Sauce Labs, Selenium’un bir “test framework”ten ziyade tarayıcı otomasyon aracı olduğunu; Playwright’ın ise modern bir framework olarak daha az boilerplate ile hızlı başlangıç sunduğunu vurguluyor.

Selenium: Gücünü nereden alır?

Selenium, 2000’lerin ortasından beri web otomasyonunun “default” aracı. Gücü şuradan geliyor:

Dil çeşitliliği: Java, C#, Python, JS… (kurumsal dünyada kritik)

Devasa ekosistem: Grid, IDE, sayısız raporlama / runner entegrasyonu

Uzun ömür & yaygın bilgi birikimi: Ekip bulmak kolay, kaynak çok

Selenium’un zorlandığı yerler

Kurulum/uyum maliyeti: Driver yönetimi, wait stratejileri, farklı tarayıcı uyumsuzlukları

Flaky test riski: Yanlış wait yaklaşımı testleri kırılgan yapabiliyor

Modern web davranışları: SPA’ler, dinamik DOM, network idle mantığı gibi konularda “daha çok el emeği” isteyebiliyor

Playwright: Neden hızlı büyüdü?

Playwright’ın yükselişinin arkasında çok pratik sebepler var:

Auto-wait / daha stabil etkileşim: “Element hazır değil” problemleri daha az

Tek pakette modern özellikler: Trace viewer, video, screenshot, network yakalama gibi yetenekler günlük hayatı hızlandırıyor

Cross-browser yaklaşımı (Chromium/Firefox/WebKit): Özellikle CI’da tutarlılık avantajı

DX (Developer Experience): Test yazma–debug döngüsü daha hızlı

Bu “hız ve bakım maliyeti” avantajı, özellikle yeni başlayan otomasyon ekiplerinde Playwright’ı cazip kılıyor. (Sektör yorumları ve karşılaştırmalar bu noktayı sürekli tekrar ediyor.)

Hangi senaryoda hangisi mantıklı?
Selenium daha mantıklı olabilir:

Ekip Java ağırlıklı ve yıllardır Selenium yatırımı var

Çok büyük regression suite + oturmuş Grid altyapısı bulunuyor

Organizasyon “tool değiştirme maliyeti”ni şu an kaldıramıyor

Playwright daha mantıklı olabilir:

Sıfırdan ya da yeniden yapılanan otomasyon

CI/CD’de hızlı koşum, düşük flakiness hedefi

Modern web uygulamaları (SPA), hızlı debug ihtiyacı, trace/video ile hızlı kök neden analizi


← Geri Dön

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için Giriş Yap veya Kayıt Ol.